Görkemli Kapının Yapı Taşları İlin Dört Bir Yanına Dağıldı

Ev.Gümüşhane

Görkemli Kapının Yapı Taşları İlin Dört Bir Yanına Dağıldı

Gümüşhane Devlet Hastanesi’nin lokantası açıldı
Gümüşhane mutfağı Özdenoğlu Konağında hayat bulacak
MHP’nin Kelkit ilçe kongresi yapıldı

Gümüşhane’nin 1970’li yıllarda yıkılan tarihi hükümet binasının görkemli kapısı, yıkım sırasında ilin dört bir yanında yer alan farklı yapılara taşındı. Bu yapı taşlarının bir kısmı Merkez ilçeye bağlı Gökdere köyü camiinde kullanılırken, bir kısmı ise bugün Çamlıca Mahallesine bağılı Kızılköy mevkiinde bulunan çeşmede yaşatılıyor.

Nadide bir taş işçiliğinin örneklerinden olan bloklardan yapılan çeşme ile ilgili Gümüşkoza’ya konuşan 50 yaşındaki Erdoğan Kolotoğlu, çeşmenin 1971 yılında yıkılan Gümüşhane Hükümet Konağının kapı taşlarından yapıldığını söyledi.

Babasının yakın akrabası olan Cemal Usta tarafından, yıkılan hükümet konağının kapısındaki taşların kamyonla Kızılköye taşındığını belirten Kolotoğlu, “Cemal amca babam Ahmet Kolotoğlu’nun teyzesinin kocasıydı. Taş ustası olan Cemal amca şehirden getirdiği taşlarla çeşmeyi yaptı. Önceden orada tahta bir kurun vardı. Bu kurunun yerine bu görkemli çeşmeyi yaptı. Çeşme 50 yıllık ancak yapımında kullanılan el oyması taşlar asırlık taşlar” dedi.

Çeşmenin üst ve yan bölümlerinin daha sonraki yıllarda betonarme yapıldığını kaydeden Kolotoğlu, “Çeşmemizin adı tahta kurun olduğu zamanlardan beri karşı pahar olarak bilinir. Suyu da hemen arkasında bulunan çam ormanlarının içerisinden gelir. Leziz bir tadı vardır.

Yaklaşık 100 yıl önce, kurulu olduğu Süleymaniye Mahallesinden sosyo-ekonomik sebeplerle bugün bulunduğu alana taşınan şehrin ilk hükümet binası, başını Mimar Kemaleddin ve Mimar Vedat beylerin çektiği “Osmanlı Canlandırmacılığı” tarzında yapılmıştı. Binanın girişi ise görkemli bir kapı ile donatılmıştı.

Osmanlı Canlandırmacılığı ile ilgili yaptığımız araştırmada ise Sibel Bozdağan tarafından kaleme alınan “Modernizm ve Ulusun İnşası” adlı eserde, “Mimar Kemaleddin ile Vedat Tek’in öncülüğünü yaptığı ve önceleri  “neoklasik Türk üslûbu” ya da “millî mimarî rönesansı” olarak adlandırılan, ama sonraları “birinci ulusal mimarlık akımı” adı verilen bu mimarî üslûp, mimarîde yerel, Türk bir tarz oluşturmayı hedeflemiştir. Bunu yaparken klasik Osmanlı yapılarında yer alan mimarî öğeler ve süslemeler sıklıkla kullanılmıştır. Bu akımın etkisi büyük ölçüde kamu binaları ile sınırlı kalmıştır. Bu akıma “Osmanlı canlandırmacılığı” veya ” yeni Osmanlıcılık” isimleri de verilmiştir” ifadeleri kullanılmıştı.

Paylaş

YORUMLAR

Ana Sayfa
Video
Ara